12 Ekim 2012 Cuma

Bir Ömrü Böyle Tüketmek

Söylenecek çok da fazla birşey yok.Nefes gerekli önce.Rahat nefes alırken birşeyler yazabilmek.Bu boşlugun sonu yok..

Otobüste eve dönerken kendime hep aynı cümleyi tekrarladım..

''Bugün ölüme biraz daha yaklaştım''

14 Mayıs 2012 Pazartesi

UÇURTMA AVCISI


Sonunda Aglattın Beni Hasan..Gözyaşların İçimde Bir Yerlerde Devamlı Akacak..Hiç Duymadıgım Ama Hissettigim Sesin,Kulaklarımdan Hiçbir Zaman Gitmeyecek..Uçurtmanın Mavi Gökyüzünde Hep Süzülmesi Dilegimle..

-''Senin İçin Bin Tane Olsa Yakalarım''

14 Nisan 2012 Cumartesi

Dağınık Bir Odada Yaşanmışlık Vardır..Ben Düzeni Severdim Al İşte...


Sabahları Hasta Uyanmanı İstiyorum
Hastaysan Eger;
Yaşıyorsun Demektir..
                                         
                                                  BURÇAK ÇEREZCİOGLU

3 Ocak 2012 Salı

Masalınız Var


ardından baktığımda
kötü karanlık gülüyordu.
sana kimse söyleyemedi
sevdayı, gidenlere harcamak
bir “ben” klasiği.

imana, kitaba dokunulmadan
soyulup, başucuna konulan
esrarla geri kazanılmış
bir fahişe gibi
ağlıyordu an.

ben trenlerin makaslandığı yerlerde
yanlış raylara yatmış bir intihar budalası
çocukların kahkahalarıyla açtım
yaşlanmış gözlerimi

çok açtım
bir şarap kılığında gelmiştim masanıza
ilk yudumunda reddettiğiniz bedenim
garsonların eğlencesi oldu
ilerleyen saatlerinde gecenin.

tekrar acıkan tekrar ağladı dünyaya.
oysa bana okunan masallarda
ağlamak mutlu sona yaklaşmadan verilen
bir çocukluk molasıydı.

el ele verip, adamakıllı tutuşursak
hemen alarmlar saracak dünyamızı
şimdi bırakın da
bağlayayım ayakkabılarınızı..
                                                     
                                            ÖZGE DİRİK

28 Aralık 2011 Çarşamba

ÜTOPYA


Herkesin Bir Ütopyası,Kendine Göre Bir Hayal Dünyası Vardır Öyle Degil Mi... ?

Benim Kafamda Ki O Dünya Nedenini Bilmedigim Bir Halde,Çok Karışık Bu Günlerde..Ve Bu Karmaşadan Kendimi Bir Türlü Alamıyor,İyice Çıkmaza Dogru Hızlı Bir Şekilde Yol Alıyorum.İçimde Kime Ait Oldugunu Çözemedigim Bir Ses Konuşuyorda Konuşuyor..Ve Birde Kadın Yarattım Kafamın En Kuytu Yerlerinden Birinde.Sanki Bütün Bunlar Yetmezmiş Gibi..


Herhangi Bir İnsana,Hatta Yoldan Geçen Birisine Bile Sorsanız,Mutlaka Onu Yaralayan Bir Kişi Yada Aşk Acısı Çekmişligi Vardır.Bu İstisnasız Bir Durumdur.Ya Terketmek Zorunda Kalmıştır Ya Terkedilmiştir Vs vs vs..Benimde Var Elbette.Şimdi Anlatmanın Kelime Ziyanından Ve Kafa Şişirmekten Başka Bir İşe Yaramadıgını Biliyorum.O Yüzden Merak Etmeyin Anlatıp Yormuycam Sizi.Geçmiş;Benim Gemime Çok Uzak Bir Limanda Şuan.


Özellikle Son 2 Yıldır Hiçkimseyle Aşk Veya Herhangi Birşey Yaşamadım.Çevremde Ki İnsanları Ve Onların Davranışlarını Gözlemledim Hep.Ruhsal Çözümlemeler Yaptım Çokça.Yaptıkça İnsanlara Olan Nefretim De Dogru Orantıda Büyüyordu (Dogal Olarak Kendimede).''Sahte''Yaratıklar Tarafından Kuşatılmıştık Adeta.''Yalan'' Ne Kadarda İşlemiş Ben'ligimize.İnsan Bedeni Ne Zaman Bu Kadar Ucuz Oldu Ki ? Yada Zaten Böyleydi Ben Mi Son Zamanlarda Anladım Bunu.Yazdıklarımın Çogunu Zaten Biliyordunuz Sadece Bir Hatırlatma Oldu Sizin İçin.Şimdi Diyebilirsiniz ''Hayat Kötü,İnsanlar Acımasız,Yalan Hep Vardı Vs Vs Vs''Bunları Bize Dedirten Gene Bizim Yaptıklarımız Ama Neyse O Ayrı Bi Mesele.Bir Dk Ya Ben Bunları Anlatmıycaktım Ki Size.Banane O İnsanlardan.Hah ! ÜTOPYA......


Aşk'ın Tarih Boyunca Hiç Bu Kadar Ayak Altına Alınmadıgı Şuan Yaşadıgımız Zamanda Yeni Bir Boyut Kazandı Hayatımda.İlk Paragrafta Bahsettigim Üzere;İsmi Cismi Olmayan,Sadece Geceleri Kendini Gösteren Bir Kadın Yarattım Kafamda.Hayalleri O Kadar Derinleştiriyorum Ki,Bir An Kendime Geldigimde Bana Gerçek Hayatı Hatırlatan Bir Nesneye Baktıgımda Sayısız Küfürler Ediyorum Aklıma Gelen Herşeye.Saçları,Gözleri,Teni,Elleri O Kadar Gerçekçi Ki Kendimi Alamıyorum.Son Zamanlarda Şunu Da Fark Ettim Ki Ben Yolda Yürürken,Çarşıda Gezerken Veya Herhangi Bir Yerde; Gördügüm Bazı Simaları Ona Benzetiyorum.Sonra Bunun Bir Yanılsama Oldugunu Anlıyorum.Ve Her Gece ''Yarın Gerçekten Karşıma Çıkacak''Yalanını Uydurup İçimi Rahatlatma Oyununu Oynuyorum.


Ben Hayatıma Giren Kişiye Gerçekten Çok Deger Verdim.Onların Omuzlarına O Kadar Çok Büyük Bir Sevgi Yükledim Ki Taşıyamadılar Bunu.Hepside Bu Sevgiyi Bana Karşı Bir Koz Olarak Kullanmak İsteyip Kişiligimi,Ben'ligimi Elimden Almak İstediler.Buna İzin Vermedigim Zaman İse  ''Gerçekten Seven''Diye Nitelendirdikleri Kişiliksizleri Sevdiler.''Senin Hiç Mi Suçun Yada Günahın Olmadı''Diye Soran Arkadaş Varsa Bir Roman Kalınlıgında Rapor Sunabilirim.Hiç Çekinmeden Yazabilirim Hepsini.Ama Hiçbiri Yaşadıklarımın Bedeli Degildi.


Not : Eger Sözlerim Sizi Sıktıysa Özür Diledigimi Varsayın  Ve Üstte''Sonraki Blog'' Butonuna Tıklayın''  


27 Aralık 2011 Salı

İkincil Ruhla Pisuar Buluşmaları - 6 -

Bazen dur.
Jüriye mastürbasyon yaparcasına savunduğun şeyleri savur.
Beynini şehvet kemirirken, bacak aranı örümcek ağlarının istila etmesi neyi doyurur?
Öfkeyle yaşamayı öğren.
Er ya da geç akrep yavrularının meskeni olacak göz çukurların;
"Gözüm gözüm, güzel gözüm" diye mırıldanarak şakalaşacaklar içinde, o saydam yargıçlar eriyince.

Bazen dur.
Acının huyunu bezen.
Bir düş ezberle kendine.
Her değerlendirdiğin fırsat bir içimlik satışıdır içinin.
Hem düşün;
Gördüğü ilk vapura aşkını yamayan yunus, ne yaman bir yunus olur ki, zaten herkesçe bilinir; sözlükte anadan Sonra yar gelir, çokça sayfa geçilmiştir ki, geriye dönüş ne mümkündür...

Söylemeli miyim bilmem, ama
Bazen durma.
Tren hangi hızla yaklaşırsa yaklaşsın, raylarda güle oynaya ağlayan çocuğu –ki o çocuk hayalin bile olsa– Kurtarmaya çalış. Bunu göze alamamıştı annem benim.
O an birden büyüdüm, kilometrelerce ıradım.
Ardımdan dünyanın tüm raylarına adım boyu gözyaşı döktü.

Hayali olan çocuğu değil, tren idi çünkü....

                                                      ÖZGE DİRİK

26 Aralık 2011 Pazartesi

İkincil Ruhla Pisuar Buluşmaları 2


Hayatıma sevimli bir parantez edasında girip, bordrolarıma tüneyen kadınları da sevdim. İşte aşk bu; havada attığınız parendeler kadar suya nasıl girdiğiniz de önemli.

Aldatmak ve ihanet etmek fiillerinin ayrımında yaşadım, sonunda anladım; aldatmak birinci tekil hali bu boşaltan muslukların kazandığı havuzda. Siz sırtınızı dönünce aldatmanın üçüncü tekil haliyle anılıyorsunuz, ihanetle.

Müzikle aramda hiç bir samimiyet olmadı, ki üzerlerine en güzel şiir kreasyonlarını geçirip podyuma çıkan notalarla farkı yoktu mankenlerin.

Hayvanlarla iyi anlaştığımı, onların en ince felsefelerinin farkında olduğumu iddia ediyorum. Kadınlarla yaptığım tüm kavgalarda karşıma geçip kuyruğunu yakalamaya çalışan, erkeklerle olan tartışmalarımda ise patisiyle gözlerini kapatan bir kediye sahibim aynı zamanda. Hem beni sadece zenginliğim dolayısıyla tercih eden kaloriferböceği ve karınca gibi hayvanlardan da koruyor. Buna rağmen ölünce, onu kuyruğundan tuttuğum gibi, şu kancalarını geçirdikten sonra kırk beş derecelik açıyla çöpleri yukarıya çekip, içeride öğüten ve çıkan pislikleri de kıyılarındaki delikten çaktırmadan akıtıp, çöp öğütümüne kesin çözüm olan kamyonların birine atacağımı biliyor. Biliyor ama cehennemi bilip inançlı görünen her mümin gibi ibadet etmeye devam ediyor bana.

Yoksullukla çok erken tanıştım. Üç kardeş bir yorganı boylamasına paylaşırdık eskiden. Kendileri için yorganın yakılmadığını gören pirelerimiz oldu çokça. İkna edemiyorduk, hepsi yastıktan aşağıya atlayarak intihara teşebbüs ediyordu. Rutubeti de bilirim, asılmanıza üç gün kala âşık olmak gibi bir şeydir, uyumanıza hep üç dakika vardır ve vücudunuzdaki tüylerin hepsi asi birer termometre olmuş ve cıvanız dibe vurmuştur. O zamanlar bilseniz, alkolik Fahrenheit'ın krizleri sonucu termometrenin içindeki alkolü içip, karısının korkusundan o aleti cıva ile çalıştırabildiğini, ne anası kalırdı, ne de bacısı onun. Ama çok yoksullar şunu da bilirler, rutubetli evde bayat ekmek sorunu olmaz hiç, kabarık sıvalar doğal bir duvar kâğıdı görüntüsü verirler. Yoksulluk da böyle bir şeydir işte; kahvede hesap ödememek için kafanız çatlar kâğıtları, taşları saymaktan. Kaleminiz bitmesin, kalemtıraşta striptize yeltenmesin diye tırnaklarınızı uzatır, onlarla yazarsınız. Hem sizi herkes gitar çalıyor diye bilir. Yoksulluk eğlencelidir, 'bungee jumping' gibi, tek farkı vardır, sizi hayata bağlayan ip salı pazarındandır genelde, güvenemezsiniz. Ya da babanızın kazağı sökülmüş, aynı iple üç kardeşe birer kazak örülmüştür. Bu da fark etmez bu sefer de içten donarsınız babanızın arkasından bakıp. Derken, gözlerinizin kızardığını fark eden anneniz hep soğandan ağlar, böylece siz de mahsusçuktan yaşamayı öğreniverirsiniz.